0

Sen uyurken :) 

 Anne bebek yogası derslerimizden önce annelerle yazışıyoruz kimler geliyor diye. Ve mutlaka bir minik yoginin uyku saatine denk geldiği için derse gelemeyen oluyor. Geçen gün yine böyle bir konuşma arasında uyuyakalan güzeller güzeli Nora’nın sevgili annesi Hande’ye dedim ki fırsat bu fırsat sen de oturup mini bir yoga serisi yap kendine özel 🙂 
Sonrasında aklıma geldi, dedim bebişi uyuyan annelere omurgayı, dolayısıyla bedeni ve zihni rahatlatma serisi hazırlayayım, aguguguyoga’ya koyayım. Buyurunuz efendim talimatlar, pozların nasıl yapıldığını da görselden görebilirsiniz. 

Oyuncakları bile toplamadan önce kendinize zaman ayırmayı unutmayın ☺️

5 dk meditasyon

Bir mindere ya da yükseltiye oturun. Omurganızı uzatarak doğal kıvrımını bulun. Eller dizlerde olabilir. Yüz kaslarınızı gevşetmeye ve bedeninizde tuttuğunuzu farkettiğiniz her noktayı bırakmaya çalışın. Ardından dikkatiniz nefesinize gelsin ve her nefes alış verişle birlikte kendinizi ve bedeninizi gözlemleyin. 

10 dk pratik

Oturur pozisyondayken nefes alın ve kollar gövdenin iki yanından gökyüzüne uzasın. Omuzlar rahat ve boyun sıkışmasın. Nefes verirken kollar aşağı insin. Kendi nefesinizle bu hareketi 3 kere tekrar edin. Bırakın aldığınız nefes ile kollar gökyüzüne yükselsin ve verdiğiniz nefesle sizin doğal akışınızla kollar yere insin. 

Ellerinizi sırtınızda birbirine kenetleyin ve nefes alırken göğüs kafesi şişsin omuzlar arkada birbirine yaklaşsın, nefes verirken kalçadan öne doğru katlanın. Kollarınız gidebildiği noktaya kadar yükselsin. Bir dahaki nefes alışla omurlarınızı çok yavaş ve tek tek yerleştirerek doğrulun, ellerinizi çözün. 

Yine nefes alırken kollar gövdenin iki yanından gökyüzüne uzasın, bu sefer nefes verirken sağa doğru çevrilsin gövdeniz ve sağ eliniz bedeninizin arkasında bir noktaya sol eliniz sağ dizinizin üzerine gelsin. Bu twist pozunda nefes alıp her nefes verişte biraz daha çevrilmeyi deneyebilirsiniz. Tekrar nefes alıp kolları kaldırıp nefes verip tam tersi tarafa çevrilerek hareketi dengeleyin. 

Dizlerinizin üzerinde dört ayak pozuna gelin. Aldığınız nefesle sağ bacak geriye sol kol ileri uzasın. Ve düz bir hat hissetmeye çalışın topuğunuzdan el parmak ucunuza kadar. Aynı hareketi çapraz kol ve bacakla dengeleyin. 

Son olarak dört ayak pozundayken nefes alın ve verirken nefesi kalçalar topuklarınıza doğru düşmeye başlasın. Alnınız yere gelsin ve kolları gövdenin iki yanından geriye alın. Çocuk pozunda her nefes alışta göğüs kafesinin genişlemesini izleyebilir ve her nefes verişte biraz daha tüm bedenim ağırlığını yere bırakmayı deneyebilirsiniz. 

Reklamlar
0

Emzirme haftası hikayesi 


*resim instagram’da takip ettiğim yukarıda gördüğünüz phoebe wahl’a aittir!

1-7 Ekim emzirme haftamız kutlu olsun!
22 aylık oğlumla bu güzel günlerin sonlarına yaklaşırken sizlere küçük oyunumuzdan bahsetmek istedim. Emzirmenin önemi, güzelliği, çocuğunuzla aranızda sağladığı o harika bağı anlatmayacağım ben! Dileğim herkes yaşasın bu duyguları! Bu sefer ben, her güzel şeyin bir bitişi vardır ama bu bitiş de güzel olmalıdır hikayesi anlatacağım 🙂
Biliyorsunuz emzirme sürecini sonlandırmak hem anne için hem bebeği için psikolojik ve fizyolojik olarak çok zorlu bir süreç. Her ikisinin de hazır hissetmesi ve birden değil, emzirme sürelerini azaltarak nihai sonuca varmaları önemli. Ben de oğlumla doğduğundan beri yenidoğan kıvamında emzirme halleri içindeyken, “nasıl olacak, ne zaman olacak, onu zorlar mıyım, bana küser mi” vesaire pek çok kaygı yaşıyordum. Birdenbire bu işi sonlandırmak hiç istemiyordum ama başka da bir çözüm bulamamıştım. İstediği zaman süt vermemek gibi bir seçeneğim hiç olmamıştı.

Geçen ay bir gün, tüm gün boyunca süt istemeyince “haa ok bu iş bitiyor galiba” deyip ev halkını örgütledim. Akşam kesinlikle süt ile uyunmayacaktı. Gecemiz felaket geçti tabii ki. Mete ağladı ben ağladım neredeyse kerem de ağladı, annemse kime üzüleceğini şaşırdı. Ertesi sabah uyandığımda aniden kesme işinin bize göre olmadığını deneyimleyerek farketmiş oldum. Ki artık biliyorum ki kimse için iyi bir yöntem olamaz.

Ama bir sürece girmiştik ve sütler ciddi oranda azalmıştı. Aklıma şu şahane fikir geldi. Mete’nin tüm gün konuştuğu, resmini yaptığı, çok sevdiği, hayatımızdaki yegane öğeler “güneş ve ay” bana yardımcı olabilirdi. Karşıma alıp anlattım , “annecim sütler bitiyor artık, iki tane sütüm kaldı, güneş sütü ve ay sütü- güneş varken güneş sütü ay varken ay sütü içersin olur mu annecim!”

” oluyy!”

“Günde iki kere yani neymiş annecim güneş sütü ay sütü ”

“Güneç dütü ay dütüü”

Anlaşmıştık. Olur dedikten sonra sözünden dönen bir çocuk değil kendisi, bu çok işime geldi. Aralarda fazladan gelip süt istediğinde “annecim güneş sütünü içtin şimdi bir tane ay sütü kaldı – akşam da istediği zaman ay sütü içecek benim oğlum” diyorum o da şarkıya başlıyor “1 dane ay dütü 1 tane metenin ay dütü” 🙂 Böylece sayısını ben zamanını o belirlemiş oluyor.
Süt olayını güneş ve aya bağlayınca gece uyanma olayı yüzde yüz son buldu! Bu ödül bile bana fazlasıyla yeterli. Şimdilik bu şekilde idare edip sonrasında kutuplarda altı ay yaşayarak sadece ay sütü vermeyi planlıyorum :)))) şaka bir yana artık oğlum da benim derdimden anlıyor ve orta yol buluyoruz, tüm güzel emzirme hikayelerimizden sonra yepyeni hikayeler açılıyor önümüzde.

 Sizler de emzirmeyi nasıl bitirdiğinizi ya da azalttığınızı bu yazının altına yorum olarak bırakırsanız emzirmeyi sonlandırma sürecine girmiş annelere yardımcı olursunuz!

Agular gugular sevgiler

Ayşegül

0

Bazı güzel günler

Gün, Derin, Can, Altan ve Asel! Ben bayılıyorum isimlerin güzelliğine… Yazdan sonra buluştuğumuz ilk anne bebek dersinin bu tatlı minikleri ve sevgili anneleri, nasıl da güzeller…Sadece fotoğraflara bakmanız bile yeter!

Bugünler zorlu geçiyor, bu günler herkes için güne uyanmak çok zor. İnsan bir kere anne baba olunca sanki daha çok istiyor her şeyin güllük gülistanlık olmasını. Çünkü uyandığında yanında seni sonsuz derin bir gülümsemeyle karşılayan biri var, etraf yangın yeri olsa da sana sarılan senin gözlerinin içine dalan, oradan aklını okuyan biri. Ve kendini hep olumlu hep güçlü tutmaya çalışıyorsun anne ya da baba olarak… Çünkü gözlerinin arkasındaki perdeyi delip geçen büyük hissiyatlara sahip bebekler… Azıcık kaşın çatsa etrafında pervane olan, ne olduğunu anlamaya çalışan minik yüzler…

Ve evet bugünlerde çok zor kendimizi sürekli yüksek enerjide tutmak. Bu nedenle minnettarım dersime gelen her miniğe ve her anneye. Güzel anlar yaşadıkça, ben de eve döndüğümde, bana bakan bir çift göze sevgimi işleyebiliyorum. Yaşama yeniden inanabiliyorum.

Dünyaya getirdiğimiz her can, aslında bizi bu dünyayla yeniden tanıştıran bilge öğretmenler gibiler! Hep onlara vermek değil bazen de onları dinlemek, yeni bir nefes alıp, yola oradan devam etmek gerek.

Agular gugular çok şey anlatırlar bazen, ne kadar konuşsak da anlatamayacağımız bizim,

Dinleyelim efendim!

Sevgiler

Ayşegül

Bu linkte derslere katılmak isteyenler için: https://www.facebook.com/events/910304449048912/

Altan ve Gülfem

Gün ve Burcu

Derin Ege ve Asiye

Can ve Seda

Asel ve Irmak

0

İlk ders ilk aşk!

Ah ben ne kadar şanslı bir insanım!! 🙂 Verdiğim ilk anne bebek yogası dersine lokum gibi boncuk boncuk bakan 3 minik kuzu geldi.. Çok sessizlik olunca araya şarkılar ekledim o derece :)) Ama yanlış anlaşılmasın, bebekler ağlasalar bağırsalar ortalığı ayağa kaldırsalar bile bu ders onlar için, bizler bile içimizden gelirse ağlayalım bağıralım o an ne oluyorsa onu yaşayalım diye bu ders! Derse geçeceğim ama önce başa dönelim:

Bir kaç gündür hazırlanıyordum bugün için. Pozları düşünüyor, annelere neler söyleyeceğimi hayal ediyor, hatta dersin demosunu rüyalarımda bile görüyordum. Ben biraz telaşlı bir insanım yani anlayacağınız..Ama güzel bir telaş hali bu, beni sıkmayan, o yüzden izlemekle yetiniyorum kendimi dışarıdan. Velhasıl o gün geldi çattı, sabahın köründe uyandım elbet, buna bir etken de tabii ki oğlum Mete! Kahvaltımızı yaptıktan sonra “ay anne ben çıkıyorum siz gezersiniz torununla” diyerek fırladım sokağa. Yanımda oyuncak kızım Sirşa!

_MG_5213

işte sirşa!

E tabii bütün esnaf sokakta, kimisi eşyaları yüklüyor dükkana, kimisi kapının önünü süpürüyor, bir telaş onlar da işleri yoluna koyuyor, ama beni ve Sirşa’yı gören ağzı açık kalıveriyor 🙂 Arkamdan seslenenler mi dersin, neredeyse şaşkınlıktan arabayı çarpacaklar mı dersin, hepsi bebeğin gerçek mi değil mi olduğuna inanamıyor. Bayağı bi sosyalleşmiş oldum bu sayede sabah sabah. Herkese açıklamamı yaptım, “yok manyak değilim, anne bebek yogası dersi vermeye gidiyorum, ilk dersim amcacım teyzecim” 🙂 başarı duamı aldım, yürü yürü stüdyoma vardım… Benim için şaşırtıcı olansa kimsenin “yoga ni ola” diye sormaması ve çok doğal karşılamasıydı!

Listede 7 kişi kaydolmuş görünüyordu. Son dakikaya kadar kimsecikler yoktu. Ben sınıfımı hazırladım, Helin’cim ve Hande’cimle üç beş lafladım, beklemeye başladım. İlk anne ve bebek merdivenlerden göründü. Bir heyecan fırladım arabaya, eşyalara yardım etmek için. Stüdyodan girerken demesinler mi biz Hande’yle randevulaşmıştık diye 🙂 Ah dedim tam da kızınızla vals ediyorduk parmak parmağa, olsun bi dahakine inşallah. Yine oturuyordum yerime ki Kadriye müjdeyi verdi: Geliyorlar, geliyorlar 🙂

_MG_5200

Yonca ve Derin

Nefess Yoga’nın tatlı ballı yoga hocası Bengü, sevgili kuzeni Yonca ve bebeği Derin ile siftahı açtık. Derin’in derin ela/yeşil gözleri hemen kalbimizi çaldı. Yonca’nın taa Sarıyer’lerden buralara gelme cesareti ve azmi ise ayakta alkışlandı. Ardından ana kucağında bir yakışıklı, saçları doğuştan janti Rüzgar ve annesi adı gibi güzel Cennet aramıza katıldı. Son olarak güzellik uykusundan az önce uyanmış gözleri mağmur esmer güzeli Doğa ve bir o kadar daha güzel annesi Gaye geldiler. İsimlere ayrı bir hayran olduk Helin’le: Derin, Rüzgar ve Doğa yogaya, toğrağa, güneşe, aya gelmişler diye..

_MG_5198

Cennet ve Rüzgar

Ay bir aşk bir aşk işte sormayın 🙂

Ders nasıl geçti, neler oldu, neler bitti bilmiyorum, ben içimden taştım, konuş konuş durdum, sevdim, öptüm, kokladım gibi bir şeyler hatırlıyorum. Katılan herkesin de ilk anne bebek yogası dersiydi. Meditasyonla başladık, hareketlerimizi yaptık, şarkılarımızı söyledik, merakla annelerine bakan gözler gördük! Benim için çok güzel geçen bir zaman oldu. Dahasını, eksiğini, fazlasını katılanlara sormak lazım. Ama bir kere daha içimde birşeylerin bütünleştiği hissine vardım. Ve bunu hep yaşamak istediğime yeniden, yeniden aydım!

_MG_5191

Gaye ve Doğa

Herkes stüdyodan ayrılıp kendi hikayesine doğru giderken, ben de huşu ve mutluluk içinde koşup çay bahçesinde oturan annemle Mete’ye sarıldım 🙂

Sizlere de;

Agular gugular sevgiler efendim,

Ayşegül

Not: Bir sonraki dersim 18 Haziran perşembe günü yine aynı saatte. Bakalım bu sefer aktörler, aktristler kimler olacak. Önümüzdeki hafta da yine aynı eğitimden mezun arkadaşım sevgili Ceyhan Witzell dersi veriyor olacak. Kendisi aynı zamanda bebek masajı eğitmeni olduğundan kaçırmamanızı öneririm. Staj derslerinin ücretsiz olduğunu yeniden bildirir, rezervasyon yaptırıp, bebeyi kapıp siz de gelin derim 🙂

ve bir tane daha not: Fotoğrafları Bengü’cüm çektiii, ellerine sağlık, iyi ki sen de vardın ilk dersimde canım benim!

_MG_5193 _MG_5202 _MG_5212_MG_5207

0

Başlangıç

song_of_the_sea_by_extraphotos-d54ot7w

“Bu sizin ilk yazınız” diyor wordpress. Biliyoruz ki büyük yalan.. Ne yazılar ne hikayeler biriktirdi bu zihin.. Yine de haklı bir yanı var: her yeni başlangıçta ilk adımı atar gibi heyecanlanıyorum. Bu benim ilk yazım, çünkü her nefeste yeni bir ben doğuyor hayata.

hoop yine değiştik, yine yeni yeniden..

Şimdi diyeceğim o ki; yogadan ve anne olduktan sonra içine düştüğün okyanus beni harika bir vadiye yönlendirdi. Ağaçların ağaç olmaktan memnun, yemişlerin duayla, huzurla sunulduğu, sevginin doğduğu, ilk arkadaşlıkların, ilk gülüşlerin, ilk seslerin diyarına: anne bebek yogasına 🙂

Oğlumla birlikte katıldığımız yoga derslerinin keyfini unutamadığımdan, uzun yıllar sürecek dostluklar kazandığımdan burada önemli bir şeyler oluyor dedim kendi kendime. Her anne her bebek bunu yaşamalı diye heyecanlandım.

11039053_687793488015488_7650008784622428980_n

Sima Ölçer ve Nur Sakallı

Ne güzel ki harika bir eğitim açıldı NefessYoga’da. Bizi büyüleyen derslerin tatlı öğretmeni Sima Ölçer ve eğitim zamanı tanıştığım bir o kadar daha büyülendiğim Nur Sakallı ile içimizi bütünleyen bir eğitim süreci geçirdik. Ve şimdi bu güzellikleri paylaşma zamanı…

Şu an etrafımdaki herkes heyecanımın farkında, çünkü hep bildiğim ve istediğim şeydi bir gün bebeklerle, çocuklarla çalışmak. Ama bir türlü fırsatını bulamadığım, nereden adını koyacağını bilemediğim bir durumdu. Şimdi ise tam zamanında bütünleşti her şey ve sevgili arkadaşım Gamze heyecanıma tanık olup dedi ki “e hadi bi blog aç o zaman” 🙂

E açayım o zaman.. Yazı da dahil olsun hep yapmak istediklerimden biri olarak.. E paylaşayım o zaman sizlerle ve paylaşın benimle..

hayırlı uğurlu agulu gugulu günler olsun hepimize 🙂

IMG_5823not: Görselde kullandığım resim “the song of the sea” isimli animasyona ait. Eğitim süresinde edindiğimiz oyuncak bebeklerimize bir isim seçmek gerekiyordu. Ben de bu filmdeki fok kızı “saoirse” nam-ı değer sirşa’yı kızıma isim olarak koydum. Derslere geldiğinizde sizi sirşa’yla birlikte karşılıyor olacağız. Müzikleri ve çizimleriyle güzel bir animasyon izlemek isteyenlere de ayrıca önerilir.

Bir diğer önemli not: Nefess Yoga’da her perşembe saat 11.00-12.00 arasında eğitimi bitiren taptaze hocalarla bir staj programımız başladı. Her hafta farklı bir hocayla bu derslere ücretsiz katılabilirsiniz. rezervasyon ve ders programı için www.nefessyoga.com adresini inceleyebilirsiniz.